Reklam
Tarih : 2026-09-06 12:12:01

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2027-2029 Orta Vadeli Programı açıkladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık dönemine yön verecek 2027-2029 Orta Vadeli Programı kamuoyuyla paylaştı. Yılmaz, programın Kalkınma Planı doğrultusunda hazırlanan ve her yıl güncellenen üç yıllık temel politika belgesi olduğunu belirterek, makroekonomik hedef ve tahminlerin yanı sıra gelir-gider ve borçlanma görünümü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanları ile reform gündeminin programda yer aldığını söyledi.

Programın Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının ortak çalışmasıyla hazırlandığını belirten Yılmaz, bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüşlerinin de hazırlık sürecine yansıtıldığını ifade etti.

Dünya ekonomisinin ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı bir süreçten geçtiğini belirten Yılmaz, “Risklerin tarihi yüksek seviyelere çıktığı yeni bir süreçten geçiyoruz” dedi.

Bölgede yaşanan savaşın enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanı etkilediğini belirten Yılmaz, geleneksel tarife artışlarının yanı sıra yeni nesil korumacılık eğilimleri ve ticaret politikalarındaki belirsizliklerin de küresel görünümü etkilediğini söyledi.

Yılmaz, geçen yılki OVP’de esas alınan varsayımların bölgede yaşanan gelişmeler doğrultusunda güncellendiğini açıkladı. Ticaret ortaklarının büyüme tahmininin yüzde 2,4’ten yüzde 1,6’ya, Euro Bölgesi büyüme tahmininin yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a gerilediğini belirten Yılmaz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde ise yüzde 3,4 olarak öngörülen büyümenin eksi yüzde 0,5’e kadar gerilediğini ifade etti.

Brent petrol fiyatının 2026 yılı için geçen yıl 64,3 dolar olarak varsayıldığını hatırlatan Yılmaz, ortalama petrol fiyatının 89,3 dolara yükseldiğini söyledi. Enerji dışı emtia fiyatlarında daha önce yüzde 5,7 düşüş beklenirken, bu yıl yüzde 18,6 artış öngörüldüğünü belirten Yılmaz, küresel enflasyon tahmininin de yüzde 3,6’dan yüzde 4,7’ye yükseldiğini bildirdi.

Yılmaz, “Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ve başlıca ticaret ortaklarımızdaki zayıflama, 2026 yılı ekonomik tahminlerimize yansımıştır” dedi.

2026 yılı büyüme tahmininin yüzde 3,3 olarak güncellendiğini açıklayan Yılmaz, sanayi büyümesi tahmininin yüzde 2,3’e gerilediğini, yıl sonu enflasyon tahmininin ise yüzde 28,4’e yükseldiğini söyledi.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış denge üzerindeki etkisine dikkat çeken Yılmaz, enerji ithalatı tahmininin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı tahmininin ise 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltildiğini belirtti.

Cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminin yüzde 2,6 olarak güncellendiğini kaydeden Yılmaz, turizm gelirleri tahmininin de savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edildiğini açıkladı.

Bu güncellemelerin programın ana çerçevesinde değişiklik anlamına gelmediğini vurgulayan Yılmaz, “2026’da öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave yük oluşturmuştur. Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

2026 yılının küresel büyümenin ve dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olduğunu belirten Yılmaz, 2027 yılına ilişkin beklentilerin ise küresel görünümde yeniden toparlanmaya işaret ettiğini söyledi.

Küresel büyümenin yüzde 3,4’e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3’e yükselmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, “Küresel ticarette beklenen bu canlanmanın dış talep koşullarının iyileşmesine ve Türkiye gibi ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını bekliyoruz” dedi.

Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 96’sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarının ağırlıklı büyümesinin 2025’te yüzde 2,4 seviyesinden 2026’da yüzde 1,6’ya gerilemesinin, 2027’de ise yüzde 2,8’e yükselmesinin beklendiğini aktaran Yılmaz, Avrupa Birliği ve MENA bölgesindeki gelişmelere dikkat çekti.

Avrupa Birliği’nde 2025 yılında yüzde 1,6 olan büyümenin 2026’da yüzde 1,2’ye gerilemesinin, 2027’de ise yüzde 1,4’e yükselmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, MENA bölgesinde ise savaş ve jeopolitik gerilimlerin etkisinin daha belirgin olduğunu söyledi.

2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen MENA bölgesi ekonomisinin 2026’da yüzde 0,5 daralmasının, 2027’de ise yüzde 7,3 büyümesinin beklendiğini belirten Yılmaz, “Avrupa Birliği ve MENA bölgelerinin toplam ihracatımızın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu dikkate alındığında, 2026 yılında ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir dış talep ortamına rağmen son derece başarılı bir performans ortaya koyduklarının altını çizmek isterim” dedi.

Program kapsamında uygulanan politikaların somut sonuçlar vermeye devam ettiğini belirten Yılmaz, yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiğini ve büyümenin kompozisyonunda daha dengeli, üretken ve sürdürülebilir bir yapının öne çıktığını söyledi.

2026’da öngörülen yüzde 3,3’lük büyümenin 1,2 puanının toplam faktör verimliliğinden kaynaklandığını belirten Yılmaz, “Büyümenin üçte birinden fazlası toplam faktör verimliliğinden gelmektedir. Bunu önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Türk lirasına güvenin arttığını belirten Yılmaz, Türk lirası mevduatının toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini açıkladı.

Kur korumalı mevduattan çıkışın sorunsuz şekilde tamamlandığını belirten Yılmaz, brüt rezervlerin 89,7 milyar dolar artarak 188,2 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Jeopolitik risklere rağmen risk priminin de önemli ölçüde gerilediğini belirten Yılmaz, “Risk primimiz 700’lü seviyelerden bugün 220’nin altına inmiştir” dedi.

Yıllıklandırılmış ihracatın ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıklayan Yılmaz, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payının 2024 Ağustos’unda yüzde 40 seviyesindeyken 2026 Ağustos itibarıyla yüzde 44,1’e yükseldiğini bildirdi.

Yılmaz, “Bir taraftan ihracatımızı artırıyor, bir taraftan da ihracatımızın yüksek teknoloji ve yüksek katma değere dayalı yapısını güçlendiriyoruz” dedi.

Enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin dış denge üzerinde geçici baskı oluşturduğunu belirten Yılmaz, cari işlemler açığının milli gelire oranının 2024 Haziran’da yüzde 1,8, 2025 Haziran’da yüzde 1,6, 2026’da ise yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi.

Bu yükselişin 0,7 puanlık bölümünün savaştan kaynaklandığını belirten Yılmaz, “Bunu çıkardığınız zaman aslında yapısal bir bozulma olmadığını çok rahat bir şekilde görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, enflasyonun uygulanan politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini belirterek, 2026 Ağustos itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı.

Savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle enflasyondaki düşüşün geçici olarak yataylaştığını belirten Yılmaz, “2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyelerinde olmasını bekliyoruz” dedi.

Tüketici fiyat endeksi sepetinin yüzde 34,5’ini oluşturan gıda, akaryakıt, doğal gaz ve ulaştırma hizmetlerinde savaş kaynaklı belirgin bir yükseliş görüldüğünü belirten Yılmaz, bu kalemler dışarıda bırakıldığında enflasyonun ana eğilimindeki aşağı yönlü seyrin devam ettiğini söyledi.

Yılmaz, “Mevcut veriler bize son dönemde manşet enflasyondaki düşüşün yavaşlamasında programın temel dinamiklerinden ziyade savaşın doğrudan etkilediği ve tüketici fiyat endeksi sepetinde önemli bir ağırlığa sahip olan kalemlerden gelen ilave fiyat baskılarının etkili olduğunu göstermektedir” dedi.

Merkez Bankasına göre savaşın enflasyon üzerindeki maliyetinin yaklaşık 7 puan olduğunu belirten Yılmaz, arz şoklarının etkisinin zayıflamasıyla enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden belirginleşmesini beklediklerini ifade etti.

Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının 2025 sonunda yüzde 2,9 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Yılmaz, diğer harcamalar üzerinde alınan ilave tedbirlerin bu sonuçta etkili olduğunu söyledi.

Tasarruf genelgesiyle harcama disiplininin güçlendirildiğini belirten Yılmaz, 260 kamu idaresinin tasarruf tedbirleri bilgi sistemi üzerinden yakından takip edildiğini, bugüne kadar 2 bin 16 harcama biriminde denetim gerçekleştirildiğini açıkladı.

Genelge kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6’dan 2024’te yüzde 3,1’e, 2025’te ise yüzde 2,9’a gerilediğini belirten Yılmaz, “Bu yöndeki kararlılığımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz” dedi.

2026 yılı sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını beklediklerini belirten Yılmaz, kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü söyledi.

Türkiye’nin 2026 yılında yüksek gelirli ülkeler grubu eşiğinin üzerinde kalacağını tahmin ettiklerini belirten Yılmaz, Türkiye’nin nominal olarak dünyanın 16’ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11’inci büyük ekonomisi konumunu koruyacağını ifade etti.

2026 yılı bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, 2027 için yüzde 3,5 olarak öngörülen oranın daha iyi bir seviyede gerçekleşmesi için çalışacaklarını söyledi.

2027’de bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olması hedefleniyor.

Yılmaz, “Afet sonrası dönemde devam eden ihtiyaçlar süratle karşılanırken, savunma, personel giderleri ve sosyal güvenlik harcamalarındaki artışa rağmen alacağımız ilave tedbirlerin etkisiyle mali disiplindeki duruşumuzu sürdürmeyi öngörüyoruz” dedi.

2023-2026 döneminde depremin yol açtığı kayıp ve zararların telafisi ile afet risklerinin azaltılması amacıyla 2026 fiyatlarıyla toplam 5,4 trilyon lira, yaklaşık 104 milyar dolar harcama yapılmış olacağının tahmin edildiğini belirten Yılmaz, deprem harcamalarının 2027 bütçesine de yansıyacağını söyledi.

 

Programın önemli başlıklarından birinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunması ve güçlendirilmesi olduğunu belirten Yılmaz, sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılacağını söyledi.

Yapay zeka destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, ham madde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılacağını belirten Yılmaz, düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılacağını ifade etti.

Mesleki ve teknik eğitimin sektörlerin ihtiyaçlarıyla daha güçlü şekilde buluşturulacağını belirten Yılmaz, sanayi bölgelerinin lojistik ve dijital altyapısının geliştirileceğini söyledi.

İmalat sanayisinin Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 94’ünü oluşturduğunu belirten Yılmaz, “İmalat sanayimize yönelik veriye dayalı ve hedef odaklı kapsamlı bir imalat sanayi güçlendirme programını hayata geçiriyoruz. Bugünkü Orta Vadeli Program’ın en önemli vurgularından birinin bu olacağını ifade etmek isterim” dedi.

İmalat sanayi finansman desteği kapsamında 250 milyar liralık ilave kredi desteği sağlanacağını açıklayan Yılmaz, orta-yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik üç yıl için ayrılan 750 milyar liralık yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edeceğini söyledi.

Sanayide kullanılan elektrik ve doğal gaz için maliyet azaltıcı sübvansiyonların sürdürüleceğini belirten Yılmaz, istihdamı koruyan işletmelere yönelik desteklerin de devam edeceğini ifade etti.

İhracatçılara düşük faizli reeskont kredisi sağlanacağını belirten Yılmaz, Eximbank destekleri ve ihracat sigortası imkanlarının genişletileceğini söyledi.

Kamu alımlarının stratejik bir araç olarak kullanılacağını belirten Yılmaz, savunma sanayisinde uygulanan uzun vadeli sipariş ve tedarik yaklaşımının sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi alanlara da yaygınlaştırılacağını ifade etti.

İstihdam politikalarının dört temel eksen üzerine inşa edildiğini belirten Yılmaz, bunları iş gücünün beceri uyumunun iyileştirilmesi, yeni nesil çalışma biçimleri ve sektörel dönüşümlere uyum, iş gücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdamının desteklenmesi ve atıl iş gücünün azaltılması olarak sıraladı.

Kadınlar, gençler ve engellilerin istihdamının desteklenmesine özel önem verileceğini belirten Yılmaz, mesleki eğitimin güçlendirileceğini söyledi.

Üretim kültürünün ve emeğin değerinin eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar her alanda vurgulanması gerektiğini belirten Yılmaz, “Gerçek kahramanların üretenler olduğunu her fırsatta ortaya koymamız lazım” dedi.

 

Mesleki eğitimin güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Yılmaz, bakım hizmetlerinin, özellikle kadınlar için çocuk bakım hizmetlerinin daha güçlü şekilde devreye alınmasının atıl iş gücünün azaltılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek ve enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek için para, maliye ve gelirler politikalarının güçlü bir eş güdüm içerisinde uygulanmaya devam edileceğini belirten Yılmaz, enflasyon beklentilerinin hedeflerle uyumlu biçimde çıpalanmasına özel önem verileceğini söyledi.

Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ile tarımsal ürünlerin alım fiyatlarında program hedefleriyle uyumun daha hassas şekilde gözetileceğini belirten Yılmaz, gıda fiyatlarında arz yönlü politikaların güçlendirileceğini ifade etti.

Tarımsal üretimde verimliliğin artırılacağını ve üretim planlamasının güçlendirileceğini belirten Yılmaz, “Gıda fiyatlarındaki oynaklığı sınırlandırmayı hedefliyoruz” dedi.

Makro ihtiyati politika araçlarının para politikası duruşunu destekleyecek şekilde kullanılmaya devam edileceğini belirten Yılmaz, yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşullarının iyileştirilmesinin destekleneceğini söyledi.

Yurt içi tasarrufların artırılacağını belirten Yılmaz, finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılması ve uzun vadeli tasarrufların teşvik edilmesi için mekanizmaların destekleneceğini ifade etti.

Dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirten Yılmaz, ödeme sistemleri ve finansal teknoloji ekosisteminin güvenli ve yenilikçi şekilde gelişmesinin destekleneceğini söyledi.

Dış ticarette temel önceliğin rekabet gücünü artırmak ve ihracatın nitelikli yapısını güçlendirmek olduğunu belirten Yılmaz, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracattaki payının artırılacağını söyledi.

Düşük ve orta teknolojili sektörlerin dönüşümünün destekleneceğini belirten Yılmaz, firmaların yeşil ve dijital dönüşüme uyumunun hızlandırılacağını ifade etti.

Avrupa Birliği ile ilişkilerin derinleştirilmesinin yanı sıra Uzak Ülkeler Stratejisi, Afrika’ya yönelik stratejik açılım, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ürün ve pazar çeşitliliğinin artırılacağını belirten Yılmaz, kritik girdi ve teknolojilerde yerli üretim kapasitesinin geliştirileceğini söyledi.

Lojistik ve dağıtım altyapısının güçlendirileceğini belirten Yılmaz, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor, Hicaz Demiryolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara yoğunlaşılacağını ifade etti.

 

Yılmaz, “Amacımız Türkiye’nin o eski köprü imajının yerine merkez ülke, cazibe merkezi olan ülke, yolların kesiştiği bir üretim ve lojistik merkezi olan ülke konumunu pekiştirmek olacaktır” dedi.

Program döneminde öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu iş ve yatırım ortamının güçlendirilmesinin önceliklendirileceğini belirten Yılmaz, bürokratik süreçlerin sadeleştirileceğini ve dijital imkanların daha fazla kullanılacağını söyledi.

Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın ilk kez OVP’de ayrı bir başlık olarak ele alındığını belirten Yılmaz, kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılacağını ve ekonominin çoklu şoklara karşı direncinin güçlendirileceğini ifade etti.

Bu kapsamda dört kritik başlığa odaklanılacağını belirten Yılmaz, enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin güçlendirilmesi, gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılığın artırılması, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ile ailenin güçlendirilmesi, demografik yapının korunması ve şehirlerin afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesinin öncelikler arasında olduğunu söyledi.

Kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanların yerlileştirilmesine kadar stratejik alanlarda Ar-Ge ve yerli üretim kapasitesinin geliştirileceğini belirten Yılmaz, savunma sanayisi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere stratejik alanlarda da üretim ve yenilik kapasitesinin artırılacağını ifade etti.

Kamu maliyesinde mali disiplinden taviz vermeden verimlilik ve etkinliğin artırılacağını belirten Yılmaz, İstanbul başta olmak üzere risk azaltıcı kentsel dönüşüm projelerine ivme kazandırılacağını söyledi.

Kayıt dışılıkla mücadelenin sürdürüleceğini belirten Yılmaz, bu alanda yapay zeka ve dijital imkanlardan en üst düzeyde yararlanılacağını ifade etti.

Sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla prim gelirlerinin artırılacağını ve sistemin yeni nesil esnek çalışma modellerine uyumlu hale getirileceğini belirten Yılmaz, sağlık harcamalarında etkinliğin artırılacağını ve kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) yönetişim reformunun hayata geçirileceğini söyledi.

Bütçe kaynaklarında programın önceliklerine göre artış yapılacağını belirten Yılmaz, gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarının yüzde 42, içme suyu yatırımlarının yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarının ise yüzde 103 artırılacağını açıkladı.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) yatırımlarının yüzde 139 artırılacağını belirten Yılmaz, “Aramakla bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardır diye güzel bir söz var. Aramadan bu işler olmuyor. İnşallah bu hızlanan aramalar bize farklı şekillerde geri dönecek” dedi.

 

Sanayi altyapı yatırımlarının yüzde 54 artırılacağını belirten Yılmaz, savunma harcamalarında ise yüzde 229 artış öngörüldüğünü açıkladı.

“Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir ülke olmasını hedefliyoruz” diyen Yılmaz, güvenliğin kalkınma ve demokrasi açısından temel alanlardan biri olduğunu vurguladı.

Dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarına ayrılan bütçenin yüzde 150 artırılacağını belirten Yılmaz, kaynağın 100 milyar liradan 250 milyar liraya çıkarılacağını söyledi.

İstanbul’da başlatılan kiralık sosyal konut projelerinin ülke geneline yaygınlaştırılmasının planlandığını belirten Yılmaz, “Sadece satılık değil, kiralık sosyal konut üzerinde de önemli bir önceliğimiz olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Demiryolu projelerine ayrılan kaynağın da yüzde 49 artırılacağını açıklayan Yılmaz, ulaştırma yatırımlarında demiryollarının önceliklendirileceğini ifade etti.

2027-2029 Orta Vadeli Program’ın Türkiye ekonomisinde elde edilen kazanımları kalıcı hale getirecek bir politika çerçevesi sunduğunu belirten Yılmaz, temel amacın makroekonomik istikrarı güçlendirmek, üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artırmak, ekonominin potansiyelini yükseltmek ve elde edilen kazanımların vatandaşların refahına daha güçlü biçimde yansımasını sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin küresel ölçekte yeni sınamalar kadar yeni fırsatlarla da karşı karşıya olduğunu belirten Yılmaz, “Bu süreci yalnızca dış gelişmelere uyum sağlayan değil, sahip olduğu güçlü üretim yapısı, girişimcilik kapasitesi ve stratejik avantajlarıyla değişen dünya ekonomisinde konumunu daha da güçlendiren bir ülke olarak değerlendirmeye kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ilgili kurumlarla eş güdüm içinde çalışarak programda yer alan politika ve reformların hayata geçirileceğini belirten Yılmaz, “İnanıyoruz ki bu süreç sonunda daha fazla üreten, daha fazla ihraç eden, nitelikli istihdam oluşturan, rekabet gücü yüksek ve vatandaşlarımızın refahını kalıcı bir şekilde artıran ekonomik yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 finansinnabzi.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.